08 Aralık 2003 Pazartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   


'Göremeyenlerin hayatı kolaylaşacak'

   
Akademik başarılarıyla dikkat çeken görme engelli avukat ikizler Kerim-Selim Altınok yeni bir projeyle daha gündemde. Altınok kardeşler görme engelli öğrencilerin bir CD'de 15 saatlik bir ders kitabını bulabileceği programlar yapıyor. Satranç kitabı da hazırlayan kardeşler bunun için kendilerine destek bulmaya çalışıyor...

        ÖZKAN GÜVEN
   
    Tek yumurta ikizi Kerim-Selim Altınok kardeşleri aslında tanıyoruz. Görme engelli olmalarına rağmen başarılarıyla dikkat çektiler. Selim 15, diğeri 17 yaşında görme yeteneğini kaybetti. İ.Ü. Hukuk Fakültesi'ni dereceyle bitirdiler. Mali hukuk alanında mastır ve doktora yapan ikizler, aynı zamanda İ.Ü. Konservatuarı Şan Bölümü'nden de mezun oldular. Kendi kendilerine İngilizce öğrendiler. 15 yıl boyunca her türlü davaya baktılar. Geçimlerini müzisyenlik yaparak sağlıyorlar. Hafta sonları İktisat Fakültesi Mezunları Cemiyeti lokalinde sahneye çıkıyorlar. Flüt, piyano, gitar, keman ve akordeon çalan kardeşler Engelliler Satranç Milli Takımı'nda da oynuyor.
    Altınok kardeşler bugünlerde "Müzikal Kitaplık" adlı projelerini hayata geçirmeye çalışıyorlar. "Bu projeyle görme engellilerin kitapları kasetten okuma devri bitecek diyen" ikizler bir yandan da daha önce hazırladıkları satranç kitabını yayımlatmak için destek arıyor.
   
    "Müzikal Kitaplık" projesi nasıl doğdu?
    Selim Altınok: Her ikimiz de 1991 yılında İ.Ü. Hukuk Fakültesi'ne girdik. Türkiye'de görme engelliler için yeteri kadar kaynak kitap yoktu. O dönemde derslerde çok zorlanıyorduk. Sonuçta biz göremiyoruz. Kitaplarımızın kabartma olması gerekiyordu. Ama bulmak mümkün değildi. Tuğla kalınlığındaki kitaplar görenler içindi.
    Kerim Altınok: Üniversite boyunca hiçbir dersi kaçırmadık. Not tutmak zorundaydık. Kendi kitaplarımızı kendimiz yazdık. Her akşam tuttuğumuz notları temize geçirdik. 10 parmak daktiloyla yazdık. Babamız bu kağıtları alıp seslendirir ve kasetlere kaydederdi. Dört yılda mezun olduk, üç-dört yıl da mastır ve doktorayla birlikte sekiz yıl boyunca hep bu şekilde derslerimize çalıştık.
   
    Yani yaşadığınız zorluklar bu projeyi doğurdu.
    S.A.: Evet. 15 yıl avukatlıktan sonra emekli olduk ve sonra bir şeyler yapmak istedik.
    K.A.: "Müzikal Kitaplık" projesi benim aklıma gelen ve Türkiye'de olmayan bir şeydi. Bu işi bu yıl başlattık.
   
    Bu proje tam olarak nedir?
    K.A.: Görmeyenlerin hayatını kolaylaştıracak, onların kitap okumalarını sağlayacak bir program.
    S.A.: Bu projenin iki adımı vardı. Birinci adım kitapların insan sesiyle CD'lere kaydedilmesi, ikinci adım ise zor okunan ders kitaplarının bilgisayarlarda tarattırılarak bilgisayarın mekanik sesiyle CD'lere kaydedilmesi. Bu işleri Beyazıt Kütüphanesi'nde bulduğumuz kitaplardan yararlanarak yapıyoruz. Amaç, Anadolu'daki görme engelli insanların kitap okuması.
   
    "Kasetten kitap okuma devri yakında bitecek"
    Şu ana kadar kaç kitap CD'ye aktarıldı?
    K.A.: 20 kalın kitabı CD'ye aktardık ve 20 kentteki kütüphanelere gönderdik.
    S.A.: Bu proje çığ gibi büyüyecek. Anadolu'nun her yerindeki görme engellilere ulaştırılacak. Bir-iki yıl içinde kasetten kitap okuma devri bitecek. Ucuz MP3 çalarlarla görme engelliler kitaplarını rahatlıkla okuyabilecek. Ders çalışırken bir CD üzerinde 15 saatlik bir kitabı bulabilecekler. Birkaç saniyede istedikleri sayfaya ulaşabilecekler.
   
    Görme engellilere yönelik başka çalışmalarınız var mı?
    Onlar için satranç kitabı hazırladık. Ancak bu projeyi henüz hayata geçiremedik. Çünkü desteğe ihtiyacımız var.
   
    Hayata nasıl bakıyorsunuz?
    K.A.: Zamanı, bir enerji olarak görüyoruz. Zaman bizlere verilen bir enerji. Bu enerjiyi kullanmaya çalışıyoruz.
    S.A.: 40 yaşına geldik. Ben hâlâ ömrü yetersiz görüyorum. Bir sürü satranç partisi, inceleyeceğimiz bir sürü kitap, çalışacağımız müzik eseri var. Ama zaman yine de yetmiyor.
   
   
"Çarpmadan, özgürce bisiklete binmek isterdik"
    K.A.: Şu anda haftada bir İktisat Fakültesi Mezunları Cemiyeti'nde sahneye çıkıyor, müzik yapıyoruz. Konserler veriyoruz. Keman, mandolin, flüt, akordeon, gitar, piyano çalıyoruz. Satranç oynuyor, bilgisayar programcılığı yapıyoruz, Konserler veriyoruz. Ama en çok spor yapmak isterdim. Saatlerce koşmak... Herhangi bir engele çarpmayı düşünmeden koşmak... Bastonu alıyor, yürüyorsunuz ama o size tam bir özgürlük sağlamıyor. Rehberle koşmak, onun ayağındaki sesleri dinleyerek koşmaya çalışmak elbette hiç kimsenin istemeyeceği bir durum.
    S.A.: Hemen hemen her şeyi yapıyoruz ama spor konusunda çok tıkanıyoruz. Ben bisiklete binmeyi çok isterdim. 40 yaşındayım ama gerçekten bisikletle gönlümce gezmeyi isterdim.
   
   
"Takım elbiselerin ceplerinde çoraplar ve elbiseye uyan kravatlar bulunur. Yerleri değiştiğinde paniğe kapılırız"
    Mutlaka sevgilileriniz olmuştur.
    S.A.: Elbette oldu. Ama bu konulara fazla girmeyelim.
   
    Karşınızdaki insanın "iyi", "güzel" ya da "muhteşem" olduğunu nasıl anlıyorsunuz?
    K.A.: Sesler insanları ele verir. Biz karşımızdaki insanı sesine göre değerlendiririz. Onun sesi, karakterini ve ruhsal güzelliğini gösterir.
   
    Bir kadının sesi güzel ama fiziği kötü olabilir veya tam tersi. Hiç yanılmadınız mı?
    S.A.: Yüzde 90 oranında hep haklı çıktık. O konuda hiç yanılmadık diyebilirim. Onun için buna katılmıyorum.
   
    Sesinden hoşlandığınız, arzu ettiğiniz insanlar oldu mu?
    K.A.: Görme engelliyiz ama sonuçta insanız. Elbette sesinden etkilendiğimiz, bize çekici gelen kadınlar oldu.
   
    Evinizde yemekleri kim yapıyor?
    K.A.: Ailemizle birlikte yaşıyoruz. Onların üzerimizde büyük emekleri var. Yemekleri genellikle annem yapıyor. Evdeki bütün yükü o almış durumda.
    S.A.: Ama annem rahatsızlandığında biz de küçük yemekler, mesela çorba yapabiliyoruz. Kabul etmemiz gereken bir nokta var: Yemek konusunda benim de Kerim'in de pratiği eksik. Elbette bir gün ailemizden ayrılacağız. Onun için fırsat buldukça yemek yapmaya çalışıyoruz. Bilgisayarımıza "Hayati" diye bir klasör kaydettik. Yemek tariflerini sesli olarak bilgisayardan dinleyip yapabiliyoruz.
   
    "Birisi ocağı kontrol ederse bazı yemekleri pişirebiliyoruz"
    Hangi yemekleri yapıyorsunuz?
    S.A.: Görme engellilerin ateşe karşı bir duyarlılığı var. Çünkü sonuçta ateş, ne olacağını göremiyoruz ki. Aslında ne kadar tuhaf; bilgisayar programları yapıyoruz ama bir ateşi dahi kontrol edemiyoruz. Her neyse, eğer birisi ocağı kontrol ederse fasulye, makarna, çorba, yumurta, çay yapabiliyoruz.
   
    Peki kıyafetlerinizi nasıl seçiyorsunuz?
    K.A.: Kıyafetlerimizi hep annemiz seçiyor. Çok şık olmak gibi bir derdimiz yok. Sadece temiz görünelim ve giydiklerimiz ortamda sırıtmasın yeter.
   
    Nasıl giyinmeyi seversiniz?
    S.A.: Genellikle klasik tarzı seçiyoruz. Dışarıda takım elbise, hafta sonları ve evde ise spor tarzı giysiler tercih ediyoruz.
   
    Üzerinizde görünmesini sevdiğiniz renkler var mı?
    K.A.: İkimiz de koyu renkleri seçiyoruz. Siyah ve gri favori renklerimiz. Açık renk kıyafetleri tercih etmiyoruz çünkü hem çabuk kirleniyor hem de üzerimizde çok sırıtıyor. Göze batan renkleri sevmiyoruz.
   
    Nerelerden alışveriş yaparsınız?
    K.A.: Genellikle büyük alışveriş merkezlerinden alıyoruz. Annemiz veya teyzemiz yanımızda oluyor. Çünkü bu tür yerlerde rahatlıkla o giysiyi deneyebiliyoruz.
    S.A.: Aslında ben o kadar dış görünüşe önem vermiyorum. Alışveriş arka planda kalıyor.
   
    Üzerinizdekilerin zamanla modasının geçmiş veya eskimiş olduğunu nasıl anlıyorsunuz?
    S.A.: Çevremizdeki insanlar bizi uyarıyor. Ama asıl aynamız, annemiz.
   
    Elbette gardırobunuzdaki kıyafetlerin düzenli olması gerekiyor.
    K.A.: Görme engellilerin titizlikle üzerinde durdukları konulardan biridir bu. Giysilerimiz belli çekmece ve dolaplarda saklıdır. Her zaman aynı yerde durur. Takım elbiselerin ceplerinde çoraplar ve elbiseye uyan kravatlar bulunur. Bunların yeri değiştiğinde paniğe kapılırız.
   
    İkiz olmasaydınız hayat daha mı zor olurdu?
    S.A.: Bunun avantajı da dezavantajı da var. Görme engelli olmasaydık belki bu kadar başarılı olamazdık. Ama birçok insan, ikizlerin de farklı insanlar olduğunu unutuyor. İkiz olmasaydık daha çok arkadaşımız olurdu herhalde.
   
   





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç URAL