28 Ocak 2012 Cumartesi 15:24

BİYONİK GÖZ VE GEN NAKLİ

 

Biyonik göz, körlükte gen tedavisi, kök hücre nakli ve retina onarımı konusunda  “Biyonik Göz Sempozyumu” düzenlendi. “GÖZDER” Görme Özürlüler Derneği de etkinliğin görme engellilerce takibi ve sonuçların değerlendirilmesi bölümünü üstlendi.

07 Haziran 2008 Cumartesi günü yapılan sempozyum iki kısımdan oluşuyordu. Birincisi sabah seansında gerçekleşen ve ağırlıklı olarak göz hekimlerini muhatap alan Biyonik Göz Sempozyumu idi. Öğleden sonra ise programın halka açık bölümü gerçekleşti. Bu kısımda görme engelliler ve engelli çocuğa sahip aileler Japon ve Amerikalı bilim adamlarına biyonik göz ve gen tedavisiyle ilgili sorularını yönelttiler. Bu tedavilerin kendi görme engellerine katkısı olup olamayacağını öğrenmeye çalıştılar.

Aşağıda bu sempozyumda tespit ettiğimiz izlenimlerimizi bulacaksınız.

Konuşmalarda sunumlar ve dinleyicilerin soruları anında tercüme edildi.

Görmeyi sağlamak için uygulanan yeni teknikler:

Görme yetisi kazandırmak amacıyla iki temel yöntem kullanılıyor. Bunlardan birincisi göze gen nakli yaparak görmeyi sağlayan hücrelerin işlevini yerine getirmesini amaçlıyor. Diğeri ise göz içine yerleştirilen elektrotlarla beynin görme merkezlerini uyarmayı hedefliyor. Bunların yanında retinayı ameliyat yoluyla onarmak da uygulanan teknikler arasında yer alıyor.

Bütün bu yöntemlerde çeşitli kolaylıklar ve olumsuzluklar var. Bunları ele almadan önce gen transferi ve biyonik göz uygulamalarından hangi görme engellilerin yararlanabileceğini ortaya koymak gerekiyor.

Aslında tablo çok net. Bu metotlardan görüş seviyeleri sıfıra yakın olan hastalar yararlanabiliyorlar. Yüzde 5, 10 ya da 20 düzeyinde görebilen engellilerin bu tekniklerle hiç ilgisi yok. Örneğin Albino hastalığı nedeniyle kısmen görebilenler bu tedavilerden bir yarar göremeyecekler. Nedeni de çok açık ; biyonik göz ya da gen naklinde sağlanabilen görüş doğal bir görüş değil. Siyah beyaz ve silüet düzeyinde bir görme elde edilebiliyor. Üstelik göz ya da baş oynatılıp bir başka noktaya bakıldığında gözün yeni görüntüye uyum sağlaması öyle normal göz gibi anında olamıyor. Bir uyum süresi geçmesi gerekiyor. Doktorlar gen tedavisi ve biyonik göz ile görme engellilerin evlerinde ihtiyaçlarını görebilmelerinden, bardaklarına su koyabilmelerinden, tuvalete rahatça gidebilmelerinden söz ediyorlar. Gözle uğraşan bunca yetkin hekimlerin görme engellilerin gündelik yaşamlarında neleri yapabildiklerinden ve gerçek psikolojilerinden habersiz olmaları dikkat çekici.

Evet anlaşılıyor ki bugün gelinen aşamada gen tedavisi ve biyonik gözden sıfır seviyesine yakın görme engelliler yararlanabilecek. Çünkü onlar için mevcut görüşlerini kaybetmek diye bir risk yok. Aslında durum bir bakıma sevindirici. Biraz görebilenler zaten bu duyguyu yaşıyorlar, hiç göremiyenlerin görmesi söz konusu. Bu tedavilerden Retinitis Pigmentosa ve Maküler Dejenerasyon sebebiyle kör olanların yararlanabilecekleri, Glokom yüzünden görme yetisini kaybedenlerin ise faydalanamayacakları ifade ediliyor.

Elde edilen sonuçlarla ilgili örnekler:

Sunumda gen nakli ve biyonik göz uygulamasından yararlanan hastaların video kayıtlarına yer verildi. Bunlardan biri kendisine gösterilen H ve İ harflerini tanıdı. Bir diğeri ise önüne konulan bardağı fark ettiğini söyledi. Siyah bir zemin üzerinde beyaz olarak görebiliyordu bu cismi. Başka bir deneyde ise hastaya çeşitli açı ve seviyelerden ışık demetleri verildi. Denek her defasında ışığın geldiği yönü doğru olarak söyledi ve o tarafa doğru başını çevirdi.

Gen tedavisi nasıl yapılıyor ve amacı ne ?

Gen tedavisinde kullanılan bir yöntem son derece basit. Bir enjektör yani iğne ile hastanın gözüne çok az miktarda bir sıvı veriliyor. Bu sıvının içinde gerekli geni içeren hücreler bulunuyor. Bu operasyonun dağ başında bir asistan doktor tarafından bile yapılması mümkün.

Gen tedavisindeki amaç gözdeki optik sinir üzerinde bulunan “Foto Reseptör” yani fotograf alıcı hücrelerin artışını sağlamak. Ancak tedaviden yarar sağlanabilmesi için bu hücrelerin sinir üzerinde az da olsa önceden sağlam kalması gerekiyor. Bazı lazer tedavilerinin foto alıcı hücreleri tamamen öldürdüğü bu nedenle böyle hastaların gen tedavisinden yarar sağlayamayacakları belirtiliyor.

Biyonik Göz nasıl takılıyor?

Bu gen tedavisinden farklı bir uygulama. Retina tabakasına yerleştirilen elektrotlarla beynin görme merkezleri uyarılıyor. Buna biyonik göz deniliyor. İlk denemelerde 16 elektrotla başlanılmış. Sonra bu sayı 60 a çıkarılmış. 80 elektrot kullanıldığında görüşün daha da artabileceği umuluyor. Gözün içine yerleştirilen bu sistemin dışında, gözlüğe takılan bir video kamera alıcısı yardımıyla görüntüler alınıp bir kabloyla elektrotlara gönderiliyor. Böyle bir hastanın film kaydı da gösterildi. Bu kameranın hastane içinde kullanılabildiği, henüz dışarıda kullanılmasının mümkün olmadığı belirtildi. Ancak bu hasta özel olarak kontrol altında evine gelmişti ve açık renkli duvarlar üzerinde birer karaltı olarak fotografları fark edebildiğini söyledi.

Gen tedavisi deneyleri:

Gen tedavisi öncelikle hayvanlar üzerinde deneniyor. Görme engelli farelere verilen gen ile farelerin ışığa karşı duyarlı hale geldikleri, hareketli cisimler ve yiyecek karşısında başlarını sallamaya başladıkları anlatılıyor. Bundan sonraki aşamada deneylerin maymunlarla yapılacağı belirtiliyor ve maymunların anatomik yapılarının farelere göre insana daha yakın olduğundan ve alınacak sonuçların öneminden bahsediliyor.

Gen tedavisi ve Biyonik Göz uygulamasında riskler:

Her iki yöntem de insanlar üzerinde denenmeye başlamış. Gen tedavisinde en pratik yöntem gerekli geni içeren hücreleri bir virüs yardımıyla göze nakletmek. Burada virüs yani mikrop taşıyıcı bir araç olarak kullanılıyor. Ama çok önemli bir risk var. Göze giren bu mikrop daha sonra göz küresinin dışına çıkıp vücudun dolaşım sistemine karışabilir. Göz beyine çok yakın bir organ. Mikrobun beyine ya da başka önemli bir organa hasar vermesi mümkün. Bu sonuç ilk günlerde gerçekleşmeyebilir, ama altı ay sonra ya da beş yıl, on yıl geçtikten sonra ne olacağını tahmin etmek kolay değil. Nitekim dinleyiciler tarafından risklerle ilgili olarak sorulan bir soru üzerine gözüne gen nakli yapılan bir çocuğun öldüğü dile getirildi. Göz değil ama başka bir hastalık nedeniyle 2 yaşındaki çocuklara gen nakli yapılmış, bu çocuklar iyileşmiş ama 9 yaşına geldiklerinde hepsi lösemiye yakalanmıştı.

Gen transferinde taşıma işinin virüs yerine “Nano Partikül yani çok küçük parçacıklarla yapılmasına çalışılıyor. Bunun riski ortadan kaldırması mümkün olacak.

Biyonik göze gelince; elektrotların retinaya uzak olması iletişimi güçleştiriyor, yaklaştırılınca ise ısı nedeniyle retina hasar görebiliyor. Biyonik göz elektrikle çalıştığı için ortaya ısı çıkıyor ve içinde bulunulan hassas dokunun bundan zarar görme ihtimali var.

Maliyetler ve başarı şansı:

Bilim adamları gen nakli ve biyonik göz tedavilerinde daha başarılı sonuçlar alabilmek için en az 2 ya da 3 yıl beklememiz gerektiğini söylüyorlar. Bunlar pahalı tedavi yöntemleri. Ticari üretime geçilmediğinden biyonik göz ve video kameranın elle yapıldığını ve bunun da altı ay sürdüğünü belirttiler. Biyonik göz takılan bir hastanın 3 yıl kadar tedavi merkezine yakın bir yerde yaşaması ve sürekli kontrol altında bulunması gerekiyor. Bu da bir maliyet tabii ki. Çalışmalar bütün dünyada devam etmekle beraber Amerika, Japonya, İngiltere ve Hindistan başı çekiyor.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz:

Hiç görmeyenler için gen nakli, biyonik göz ve retina onarımı bir kaç yıl içinde görmeyi sağlayabilecek gelişmeler olabilir. Risklerin azaltılması ve başarı oranının yükselmesi, maliyetlerin erişilebilir kılınması lazım. Umut edebiliriz ama hayal kırıklığına uğramayacak kadar da ihtiyatlı olmak gerekiyor.

Buraya kadar okuduklarınız sempozyum boyunca aldığımız notlar ve kişisel izlenimlerimizden elde ettiğimiz bilgilerdir . Aşağıda sempozyumla ilgili olarak organizasyon tarafından basına iletilmek üzere verilen metinler yer almaktadır. İzleyen bağlantıyı tıklayarak sempozyumdan yaptığımız ses kaydını indirebilirsiniz. Gelen sayfada download düğmesini kullanınız.

Sempozyum ses kaydını indirin

Kerim Altınok

 

 

Yorum yapın